HAFİF TİCARİ

Türkiye otomotiv sektörü yapay zekâ ile dönüşüyor

Yapay zekâ, Türkiye otomotiv sektöründe sürüşten üretime, şarj altyapısından satış sonrasına kadar tüm değer zincirini dönüştürerek yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Abone Ol

Yapay zekânın toplumsal, ekonomik ve etik etkileri uzun süredir küresel ölçekte tartışma konusu olmaya devam ediyor. Teknolojiye yönelik eleştiriler ve risk uyarıları gündemdeki yerini korurken, özellikle sanayi ve mobilite alanında yapay zekâ artık vazgeçilmez bir üretim ve verimlilik aracı haline gelmiş durumda. Akademisyenlerin ve düşünürlerin yapay zekânın insanlık üzerindeki etkilerine yönelik eleştirilerine rağmen, otomotiv gibi yüksek rekabetin ve yoğun regülasyon baskısının bulunduğu sektörlerde bu teknolojinin geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaştığı görülüyor. Küresel otomotiv endüstrisi hızla yazılım ve veri temelli bir yapıya evrilirken, Türkiye otomotiv sektörü de bu dönüşümün dışında kalmamaya hazırlanıyor.

Yapay zekâ, otomotiv sektöründe artık yalnızca sürüş destek sistemlerinin bir parçası değil; üretimden satışa, şarj altyapısından satış sonrası hizmetlere kadar tüm değer zincirinin merkezine yerleşmiş durumda. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, otomotiv şirketlerinin yapay zekâ ve yazılım yatırımlarını önümüzdeki beş yıl içinde önemli ölçüde artırmayı planladığını ortaya koyuyor. Türkiye’deki otomotiv ve mobilite ekosistemi de bu eğilimi yakından takip ediyor; yazılım tanımlı araçlar (SDV), akıllı şarj çözümleri ve veri odaklı hizmetler giderek sektörün ana omurgasını oluşturuyor.

Bu dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Sarjagel.com Genel Müdürü Selçuk Nazik, otomotivde yapay zekânın rolünün her geçen gün daha da genişlediğine dikkat çekiyor. Selçuk Nazik, “Otomotivde yapay zekâ artık bir AR-GE başlığı değil; regülasyonlar, kullanıcı beklentileri ve maliyet baskısıyla zorunlu bir dönüşüm alanı. Üretimden pazarlamaya, bakım ve onarımlardan hasar tespitine, şarj istasyonlarından tedarik zincirlerine kadar yapay zekâ sektörümüzün gelişiminde kritik roller üstleniyor” dedi.

Bu değerlendirme yalnızca sektör içi gözlemlerle sınırlı kalmıyor. Uluslararası danışmanlık ve araştırma kuruluşlarının son dönemde yayımladığı analizler, otomotiv endüstrisinde yapay zekânın artık bir rekabet avantajı olmaktan çıkıp rekabette ayakta kalmanın ön koşulu haline geldiğini ortaya koyuyor. Otonom sürüş sistemlerinden dijital üretim hatlarına, batarya yönetiminden satış sonrası hizmetlere kadar uzanan geniş bir alanda yapay zekâ kullanımının hızla arttığına işaret eden bu raporlar, dönüşüme ayak uyduramayan üreticilerin maliyet, kalite ve hız açısından ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

Sürüş güvenliği ve deneyimi yeniden tanımlanıyor

Otomotivde yapay zekânın en görünür kullanım alanı, sürüş destek ve güvenlik sistemleri olarak öne çıkıyor. Sarjagel.com tarafından yapılan araştırmaya göre, Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri (ADAS); kamera, radar ve sensörlerden gelen verileri yapay zekâ algoritmalarıyla işleyerek şerit takibi, adaptif hız sabitleme, çarpışma önleme ve acil fren gibi kritik fonksiyonları yönetiyor. Küresel pazarda L2 ve L2+ seviyesindeki sistemler artık opsiyonel donanım olmaktan çıkarken, Türkiye pazarında satılan yeni nesil araçların büyük bölümü de bu teknolojilerle sunuluyor. Bu durum, sürüş güvenliğini artırmanın yanı sıra otomotiv markalarının yazılım güncellemeleriyle sürekli gelişen bir ürün anlayışına geçişini hızlandırıyor.

Bu dönüşümün kullanıcı deneyimi açısından da belirleyici olduğunu vurgulayan Selçuk Nazik, yapay zekâ sayesinde araçların statik ürünler olmaktan çıkarak güncellenebilen, öğrenen ve kullanıcıya uyum sağlayan mobilite platformlarına dönüştüğünü ifade ediyor. Bu yaklaşımın, otomotivde değer algısını kökten değiştirdiğine dikkat çekiyor.

OTA güncellemeleri Türkiye’de yeni standart haline geliyor

Yapay zekânın otomotivde sürdürülebilir biçimde kullanılabilmesi, yazılım tanımlı araç mimarilerini zorunlu hale getiriyor. OTA (Over-the-Air) güncellemeleri sayesinde sürüş destek sistemlerinden batarya yönetimine, enerji verimliliğinden araç içi multimedya fonksiyonlarına kadar pek çok alan uzaktan geliştirilebiliyor. Türkiye’de hem ithal hem yerli üretim araçlarda OTA destekli sistemlerin yaygınlaşması, servis alışkanlıklarını da kökten değiştiriyor. Kullanıcılar servise gitmeden yazılım güncellemeleri alabilirken, markalar araç filolarını gerçek zamanlı verilerle izleyebiliyor. Selçuk Nazik, elektrikli araçlarda yazılımın donanım kadar kritik hale geldiğini ve yapay zekâ destekli OTA sistemlerinin hem batarya performansını hem de şarj verimliliğini sürekli iyileştirme imkânı sunduğunu belirtiyor.

Batarya, enerji ve şarj yönetimi yapay zekâ ile güçleniyor

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte yapay zekâ, batarya ve enerji yönetiminde kilit bir teknoloji haline geliyor. Yapay zekâ algoritmaları; batarya sağlığı (SOH), doluluk oranı (SOC) ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek menzil tahminlerini daha doğru hale getiriyor. Uluslararası enerji raporları, yapay zekâ destekli akıllı şarj sistemlerinin enerji altyapısında önemli verimlilik artışları sağlayabildiğine işaret ediyor. Türkiye’de hızla büyüyen şarj altyapısı da bu dönüşümden payını alırken, akıllı şarj sistemleri yoğunluk tahmini, dinamik fiyatlama ve enerji yük dengeleme gibi fonksiyonlarla hem kullanıcı memnuniyetini hem de şebeke verimliliğini artırıyor.

Üretimde yapay zekâ: kalite kontrol ve dijital fabrikalar

Otomotiv üretiminde yapay zekâ, en hızlı geri dönüş sağlayan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Görüntü işleme destekli kalite kontrol sistemleri; boya kusurları, kaynak hataları ve montaj problemlerini insan gözünden çok daha hassas biçimde tespit edebiliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren OEM ve tedarikçi fabrikaları, yapay zekâ destekli öngörülü bakım ve dijital ikiz uygulamalarıyla üretim hatlarını optimize ediyor. Bu sayede plansız duruşlar azalırken, üretim maliyetleri kontrol altına alınıyor ve Türkiye’nin otomotivde yüksek teknoloji üreten bir merkez olma hedefi güçleniyor.

Hasar tespiti ve sigorta süreçlerinde yapay zekâ

Yapay zekâ, otomotivde hasar tespiti ve sigorta süreçlerinde en hızlı ticarileşen alanlardan biri haline gelmiş durumda. Görüntü işleme ve derin öğrenme tabanlı sistemler, araçtan çekilen fotoğraflar üzerinden hasarlı parçaları otomatik olarak tespit edebiliyor; onarım yöntemleri ve tahmini maliyet kalemleri saniyeler içinde oluşturulabiliyor. Türkiye’de özellikle kasko ve filo yönetimi tarafında bu teknolojiler, bilirkişi süreçlerini hızlandırırken operasyonel maliyetleri düşürüyor ve suistimal riskini azaltıyor.

Arıza olmadan önce müdahale dönemi

Bağlantılı araçlar ve yapay zekâ sayesinde bakım ve onarım süreçleri reaktif olmaktan çıkıp proaktif bir yapıya dönüşüyor. Sensör verileri, ECU hata kodları ve kullanım alışkanlıkları analiz edilerek batarya, fren, süspansiyon ve aktarma organları gibi kritik bileşenlerde arıza oluşmadan önce uyarılar üretilebiliyor. Bu yaklaşım, özellikle elektrikli araçlarda batarya sağlığının korunması, servis planlamasının optimize edilmesi ve ikinci el değerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Selçuk Nazik, yapay zekâ destekli bakım ve onarımın servisleri yalnızca tamir noktası olmaktan çıkarıp veriyle çalışan mobilite merkezlerine dönüştürdüğünü ve bunun sektör için uzun vadeli bir kazanım sunduğunu vurguluyor.